AKBAŞ KÖYÜ
Tarihi
Oldukça eski bir yerleşim yeri olan Köyün kuruluşu ait kesin bilgiler bulunmamakla birlikte 1-2 rivayet vardır.
1350 yıllarında göçebe hayvancılık yapmakta olan Dede ve ulu bir kişi olarak bilinen Akbaş dede ve Üç oğlunun buraya yerleşmeleri ile kurulduğu sağlanmaktadır. Kışları Burhaniye Şarköy çevresine, yazları da Akbaş yöresine yerleşen Beyaz sarıklı ulu bir kişi olarak bilinen Akbaş Dede ve Oğulları köyün ilk sakinleridir. Komşu köyler olan Göktepe, Medrese ve Kocabük Köylerinin başlangıçta Akbaş köyü sınırları içinde bir yerleşim yeri olduğu ancak daha sonra nüfusları arttığından ayrılarak bireysel köy oldukları bilinmektedir. Köy adını Akbaş Dededen almıştır.
Osmanlı Devletinin kuruluşundan ve BURSA ilinin Payitaht olmasından sonra, tiğik Osmanlı yerleşim geleneğine göre boş alanlara doğu dan göç ettirilerek buralara yerleşim sağlanmıştır.anadolu’nun pek çok yerinde AKBAŞ köyü olduğu görülmektedir. Bulunan bir kaynağa göre; Akbaş köyü dahil bütün bu merkezler Osmanlı döneminde RAKKA denilen ve bu günkü IRAK da yaşamakta olan Yörük Türkmenlerinin AKBAŞ boyu dur. Bu boydan bir kısım aileler göç sırasında kendilerine uygun grdükleri coğrafyalarda yerleşerek köylerini kurmuşlar ve ait oldukları boy’un ismi olan AKBAŞ adını vermişlerdir.
Nüfusu
2007 nüfus sayımına göre köyün nüfusu 195’ dir.
Konumu
Doğusunda Medrese Köyü, batısında İvrindi İlçesi Kocaeli Köyü, güneyinde Güngörmez Çayı ve Koca bük Köyü, kuzey Çakallar Köyü ile sınırlanmış, Balıkesir-Balya –Çanakkale devlet karayolu üzerinde kurulmuş toplu yerleşim merkezidir.
Yeryüzü şekilleri
Statü olarak bir orman köyüdür. Engebeli ve dağlık araziye sahip olup, %80’i ormanlarla kaplıdır. Tarıma elverişli arazisi azdır.
Ekonomi
Yerleşim arazisinin çokluğunun ormanlarla kaplı olması geçimi hayvancılık üzerine yoğunlaşmıştır. Az da olsa bahçe ziraatı ve tarımla uğraşılmaktadır. Yetiştirilen ürünler ise buğday, arpa, mısır ve elmadır. Bölge istihdam alanının azlığı Akbaş köyünü etkilemektedir. Belli zamanlarda yapılan orman dikim ve bakımının dışında İlçenin genelinde görülen mevsimlik işçilik ile sürekli göç burada da görülmektedir.
El sanatları
Köyün anayol üzerinde olması her ihtiyacının dışarıdan karşılanması durumunu getirdiğinden mahalli el sanatları unutulmuştur. Halen bazı ailelerin Yapmaya ve unutturmamaya çalıştığı Yaygı Dokuma ( kaput, kilim) dantel, mekik oyası v.b.dır.
2006 yılında köyde açılmış olan EBRU kursu ile bu sanatın inceliklerini öğrenmiş 2 genç hanım köyde bir ebru atölyesi kurarak ipek kumaş üzerine eşarp, fular, kravat üretimine başlamıştır.
Giyim
Kadınlarda gündelik giysiler şalvar ve bluz şeklindedir. Baş çeşitli çemberlerle örtülür. Erkeklerde pantolon, ceket ve içte gömlek şeklindedir. Kadınlarda bele sarılan peştamallar unutulan giysilerdendir.
Folklor
Köyde pek fazla bilinmeyen, bir folklor araştırması sırasında Çamavşar Köyünden 77 yaşındaki Ahmet Oğuz’dan öğrenilen Bedriye Türküsü vardır.
İğde dalı gürlüyor Kunduram taştan kaydı
Bedriye baban ünlüyor Kız oğlanı görünce
Bedriye oğlan çekmiş kucağa Hangi yollarda kaldı
Mavzer sesi dinliyor
Eskiden kadınlar arasında mani atışmalarının çok yaygın olduğu söylenir. Bunlardan en ilginç olanı Kutlu Kadın Kaynak Suyu Manisidir.
Bu memba suyu , köye 3km mesafeden, 1948-1950’li yıllarda Muhtarlık yapan Mehmet Emin tarafından büyük zahmetler ve köylü imecesi ile köye getirilmiş ancak takip eden seçimde Muhtar Mehmet Emin tekrar seçilememiştir. Bunun üzerine köyde muhtar için mani düzenlenmiştir.
Kutlu kadını yaptırdı
Kurnasını taktırdı
Kurnayı taktırdı ama
Muhtar Mehmet Emin
Mühürleri kaptırdı






