SON DAKİKA
 
 
 BAĞLANTILAR
 ATATÜRK
 KÖYLERE HİZMET
GÖTÜRME BİRLİĞİ
 OKULLAR
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

           
         

                        DEREKÖY KÖYÜ

            Tarihi
            
           Köy’ün kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir.

            Nüfusu
            2007 nüfus sayımına göre köyün nüfusu 415 erkek 419 kadın olmak üzere toplam  834 tür.

            Konumu
          Köyün ilçe merkezine uzaklığı 50 km,İle uzaklığı 100km’dir.Dereköy Köy’ü ilçe merkezinin Kuzey Batısında yer almaktadır. Doğusunda Göloba, Batısında   Pazarköy, Kuzeyinde Mancılık ve Araovacık, Güneyinde ise Doğanlar,  Çalova ve Daralan Köyleri vardır. Denizden yüksekliği 228  metredir.

            Ekonomi
           Yerleşim biriminin, arazisinin engebeli ve ormanlık olmasından dolayı, Köyde tarım ve hayvancılık yapılmaktadır.15800 hektar   arazisi vardır.Bu arazinin yaklaşık 866 hektarında tarım yapılmaktadır. Köyde 1574  büyükbaş, 1250  küçükbaş hayvan  vardır. Bir tarımsal kalkınma kooperatifi vardır.

            El sanatları
           Köyde daha önceleri kilim dokumacılığını yapılmasına rağmen halkın maddi durumunun düzelmesi sonucunda halk diğer yöreler gibi hasır almaya başlamış, sonuçta unutulmaya yüz tutmuştur. Bazen heybe ve torba dokunmaktadır

            Efsaneler

            Dede Tepesi
           Köyün Batı yönünde küçük bir tepecik bulunmaktadır. Bu tepeye köylüler “Dede” demektedirler. Sıtma hastalığına tutulan kimse iyileşmesi için o tepeye okunmaktadır. En sonunda giyeceklerinden bir parça kumaş toprağa gömmekte daha sonra evde bakla yemeği pişirerek yedi aileye dağıtılır. Böylece o hastalığa karşı şifa bulunmaya çalışılır.
           Bu olay Dede Tepesi için anlatılan bir efsanedir. Yalnız son zamanlarda böyle bir uygulama yapılmamaktadır.

            Sevilen Bir Masal

           Mahcup, çekingen konuşmaz bir delikanlı bir gün bir teneke buğday sırtlayıp değirmene öğütmeye gitmiş. Buğdayı değirmenin sepetine koyduktan sonra:
     Değirmenci:
     —Senin buğdaydan hak almayacağım, bir parça hamur alıp ateşe gömeceğiz, bu hamur parçası pişerken de birer yalan söyleyeceğiz, kimin yalanı baskın çıkarsa bu pişen hamur onun olacak.
     Delikanlı:
      —Peki olur,
      Meğer değirmenci değirmene gelen herkese aynı söyler, sonunda da hep kendisi kazanırmış ve değirmenden herkesi eli boş gönderirmiş. Tekneyi, eleği getirip başlamış unu elemeye. Unu eledikten sonra su koyup hamura yoğururken; ne kadar unu varsa hepsini hamur yapmış. Ekmeği pişirmişler.
     Haydi, bakalım demiş, değirmenci yalan söylemeye başlayalım. Bu arada değirmene iki kişi misafir gelmişler. Onları da hakem tayin etmişler. Söze önce değirmenci başlamış.
       Zamanın birinde şu bahçeye karpuz ekmiştim. Karpuzlar o kadar kök, filiz saldı ki nehirden karşıya geçti. Kocaman  karpuzlar oldu. Artık olmuşlardır deyip toplamaya başladım. Toplaya toplaya karpuzun kök ve filizlerinden nehrin karşısına geçtim. Bir de ne göreyim insanlar, arabalar arkamdan geliyor mu? İşte O kökler şimdi köprü oldu. Arabalar, insanlar o köprüden gidip geliyorlar. Karpuzların hepsini topladım, arabaya yükledim. Çok yoruldum, karnımda acıkmıştı. Oturdum, biraz karpuzla ekmek yiyeyim dedim. Bir karpuz alıp kesmeye başladım. Bıçak karpuzu kesti, elimden kayboldu. Ben de bıçağın arkasından karpuzun içine girdim. Orada bıçak, burada bıçak ararken kan ter içinde kaldım. Bir türlü bıçağı bulamadım. Bıçağı ararken bir adama rastladım.
  “Ooo arkadaş sende benim gibi deve katarlarını mı kaybettin.”deyince aklım başıma geldi.
    —Boşuna arama adam deve katarlarını bulamamış, sen küçücük bir bıçağı mı bulacaksın. Dedim. Velhasıl geri dönüp geldim.
     Benim yalanım bu demiş değirmenci.
      Delikanlı da ezik büzük söze başlamış.
    —Bizim arılar vardı, ahırda bağlı. Babam onlara ekmek, su verir çocuk gibi bakardı. Bir de horozumuz vardı. Babam bir gün Hacca gitmeye karar verdi, bana yapacağım işleri tek tek bana anlattı, sıkı sıkı tembih etti.”Sakın oğlum arıları susuz bırakma   “diye.
     Ben de babama:
     —Sen hiç merak etme,  senin bıraktığın gibi bakarım, gözün arkada kalmasın, dedim. Babamı hacca uğurladık.
       Bir haber geldi,  babam hacdan geliyormuş. Acele babamı karşılamaya gittim. Babamla eve geldik. Babam:
       —Bak bakalım oğlum arılar duruyor mu, dedi. Meğer ben acele ile arıların öğle sularını vermeyi unutmuşum, arılarda kaçmış. Babam:
        -- Oğlum horozu getir, eyerle ben gidip arıları bulup geleyim, dedi. Hemen horozu hazırladım. Babam horozun sırtına bindi, arıların peşine düştü. Arıları uzak bir köyde tutmuşlar, dövene koymuşlar ve harman alıyorlarmış. Babam gidip:
      —Bu arılar benim demiş.
        Ve arıları yuvarlayıp,   getirdi.
        Horozun üstünden eyeri aldım. Eyer horozun sırtını yara yapmış. Konu-komşu “o yarayı ceviz iyileştirir.”,dediler. Cevizi ezip horozun yarasına sürdüm. Gel zaman git zaman bizim horozun üzerinde bir ceviz fidanı bitti. Horoz yayıldıkça o ceviz fidanı büyüdü, dal budak sardı. Derken horoz gidemez oldu. Fidan kocaman bir ceviz ağacı olup ceviz vermeye başladı. Çoluk çocuk ceviz ağacına taş toprak atarken ceviz ağacının üzeri 5 dönümlük tarla oldu. Babam:
      —Oğlum merdiven kur, tarlaya çık, ek dedi.
      Merdiven kurdum, tarlayı ektim. Buğdaylar büyüdü ve ben de biçtim. Bu buğdaylar o tarlanın buğdayları.
      Benim yalanımda bu dedim.
      Hakemler delikanlının yalanının daha baskın olduğuna karar vererek davayı bitirdiler. Değirmenci:
       Ekmek de senin olsun, değirmende senin diyerek oradan gider.
       Böylece delikanlı değirmene sahip olur.
       Bu masal aklın akıldan üstün olduğunu anlatmak için söylenmiştir.

            Düğünler
           Köyün daha önceki yıllarda düğün cemiyetleri 3 gün sürmekteyken, yıllar içinde bu gelenek tek günde yapılarak yerine getirilmektedir. Size eski köy düğünündeki geleneklerden kısaca bas edecek olursak. cuma günü düğün çalgılarının köye gelmesi sonucu hem kız ve oğlan evine giderek haklama denilen karşılama sonucu düğün başlamış olur. Akşamında köy meydanın eğlenceye geçilir. cumartesi günü ise oğlan evinden kız evine kına götürme eğlencesi yapılır akşamında kız evinde kına eğlencesi akıbetinde yine köy meydanında eğlence devam eder. pazar günü sabahleyin değnek denilen eğlence başlar.
Kısaca değnekten de bas edecek olursak at sahibi köy halkı ve misafirler atları ile değnek yapılacak alana gelirler. İki direk arasına ipe bağlanan hediyeleri elde etmek için cirit sopasına benzeyen bir değnek ile gerili ipin üstünden geçirerek hediyeleri elde etmeye çalışırlar. Öğleden sonra dürü denilen eğlence başlar kız evindeki çeyizler çalgılar eşliğinde oğlan evine götürülür. Daha sonra damada sağdıç kıza da kardeş gidişleri gerçekleştirilir. İkindi namazından sonrada oğlan evinden kız evine gelin almaya gidilerek gelin alma gerçekleştirilir.

 

 

 

 




BALIKESİR İÇİN HAVA DURUMU
 
 
 
BALYA İLÇESİ  
 ÖNEMLİ BİLGİLER
 


 
 
 
 
T.C. BALYA KAYMAKAMLIĞI Resmi Sitesidir.