DÖRTYOL KÖYÜ
Tarihi
Daha önceleri göçer durumunda yaşayan köy halkı 1890’lı yıllarda yerleşik düzene geçildiğinde bugünkü yerine yerleşerek köyü oluşturmuşlardır. İlk adı Çarmık olan köyün yeni adı Dörtyol’ dur. Adının nereden geldiği kesin olarak bilinmemektedir.
Nüfusu
2007 nüfus sayımına göre köyün nüfusu 310 erkek,319 kadın olmak üzere toplam 629 dur.
Konumu
İlçe merkezine 27 km ,il merkezine 77 km olan köyün,Kuzeyinde yaylacık köyü, Güneyinde Çamavşar ve Çamucu köyleri, Doğusunda çiğdem ve bengiler köyleri ile Batısında Çanakkale ili yenice ilçesine bağlı yağdıran köyleri bulunmaktadır. Köy toplu olarak yerleşmiştir.Denizden yüksekliği 505 metredir
Ekonomi
Yerleşim biriminin, arazisinin engebeli ve ormanlık olmasından dolayı, Köyde tarım ve hayvancılık yapılmaktadır.2313 hektar arazisi vardır.Bu arazinin yaklaşık 537 hektarında tarım yapılmaktadır. Köyde 928 büyükbaş, 1900 küçükbaş hayvan vardır. Bir tarımsal kalkınma kooperatifi vardır.
Köyde Tarımsal kalkınma Kooperatifi bulunmaktadır.
Mahlalli El Sanatları
Köyde dokumacılık ileri durumda iken modern hayatın gerektirdiği şartlar bu el sanatlarını unutturmuştur. Halen dokumacılığın halıcılık bölümü canlandırılmaya çalışılmaktadır. Halk eğitimi merkezi müdürlüğünce hareke tipi el halı dokumacılık kursu açılmış bulunmaktadır.
Köy Seyirlik Oyunları
Dede Hayrı Efsanesi
Köyün Güneyimde “Pıtraklı” denilen mevkide bacak kalınlığında bir su çıkmaktadır. Bu su yıllardır azalmadan yaz kış akmaktadır. Bu suyun aktığı yerin alt tarafına köy halkı tarafından bir kulübe yapılmıştır. Yazın sıcaklığında serinlemek için kadınlar ve erkekler ayrı ayrı banyo yapmaya buraya kadar gelmektedirler. Suyun bir özelliğinin de yazın soğuk, kışın sıcak akmasıdır. Suyun demir oranı çok fazla olduğu için içmeye elverişli değildir. Bu suyun ortaya çıkışı efsaneye göre şöyledir.
Kesin tarihi belli olmayan bir zamanda, bundan yüzyıllar önce yaşlı bir hayırsever dede Güneyden bir yerden yola çıkmış ve geçtiği yerlere mutlaka cami, bir çeşme gibi hayırlar yaparak Çanakkale’ye doğru yaya olarak yürümeye başlamış. Köyün Güneyindeki Pıtraklı denen mevkiye geldiği zaman görmüş ki orada bir grup asker susuzluktan, yorgunluktan ve açlıktan bitkin düşmüşler. Hemen askerlerin yanına gitmiş ve onların durumlarına acıyarak bastonunu üç kere yere vurmuş. Dedenin bastonu vurduğu yerden su fışkırmış. Askerler susuzluklarını buradan gidermişler. Suyun çıkmasına çok sevinen köy halkı da burada kazanları kurup yemekler pişirmişler ve askerleri doyurmuşlar.
O gün bu gündür köy halkı İlkbahar başlangıcında bu suyun başında yemekler yapar, hep birlikte yerler ve mevlit okurlar. bu gelenek bugünde hiç aksamadan devam etmektedir. Burada yapılan yemeklerde Bulgar Pilavı ile ayranın özel bir yeri vardır.
Hıdrellez Eğlenceleri
Çal Dedesi Efsanesi
Bu köyde her hıdrellezde çocuklar bir çocuğun üzerine hiçbir yeri görülmeyecek şekilde yeşil yapraklı çalılar bağlarlar. Buna “Çal dedesi” denir. Başka bir çocukta çal dedesinin beline bağladığı bir iple onu çeker ve köydeki tüm evleri dolaşırlar. Evlerde çal dedesine hediyeler verilir ve başından aşağıya bir bardak su dökülür. Bunu yapmalarındaki amaç bahar mevsimi yağmurlu ve verimli geçsin, her taraf yeşillik ve bolluk olsun diyedir.
Yine efsaneye göre bundan yüzyıllar önce İlkbaharda havalar kurak gidince dedenin bir tanesi hıdrellezde etrafına çalılar sarıp bir taraftan dua etmiş bir taraftan da başından aşağıya sular dökmeye başlamış. O yaz hem yağmur yağmış hem de bolluk olmuş. O günden sonra da bu geleneği her hıdrellezde çocuklar sürdürmeye başlamışlar. Önceleri çalı dedesi denilen bu olay sonradan değişikliliğe uğrayıp “Çal Dedesi” olmuştur.


